KALKANDERE’NİN İLK MÜFTÜSÜ AHBAP HOCA « KalkandereninSesi

24 Temmuz 2024 - 12:12

KALKANDERE’NİN İLK MÜFTÜSÜ AHBAP HOCA

Son Güncelleme :

15 Temmuz 2023 - 13:09

204 views
KALKANDERE’NİN İLK MÜFTÜSÜ AHBAP HOCA

Gerçek adı Mehmet Aksoy’dur. 1914 yılında Antalya Gündoğmuş
ilçesinin Güzelbağ köyünde doğdu.
Daha önce İstanbul’da Süleyman Hilmi Tunahan Efendi
Hazretlerinden ders okuyup memleketine dönmüş hocalardan
sarf, nahiv, fıkıh ve ilm-i kelâm dersleri okudu. Süleyman Efendi
Hazretleri tarafından 1954 yılı yazında yirmi beş kişiyle birlikte
Çamlıca’da düzenlenen Tekâmül kursuna alındı. Burada
hocasından gerekli dersleri okuyup mezun oldu.
“Ahbap” lakabı kendisine üstazı Süleyman Efendi Hazretleri
tarafından verildi. Bundan sonra çevresinde “Ahbap Hoca” olarak
şöhret buldu.
Diyanet’in açtığı müftülük imtihanına girip kazandı. Sırasıyla
Antalya/Alanya, Rize/Kalkandere, Eskişehir/Sivrihisar, Burdur/
Ağlasun ve Afyon/Şuhut ilçelerinde müftülük yaptı.
Ahbap Hoca Kalkandere’nin ilçe olması üzerine buraya tayin
edilen ilk müftüdür. İlçemizde 1959-1964 yıllarında görev yaptı.
1958 yılında Ahbap Hoca’nın gelişinden önce Karadereli
hayırseverler Merkez Camiinin bitişiğinde camiye ait iki katlı
binanın üst katında mütevazı bir Kur’an Kursu açmıştı. Burada
İkizdere’nin Cevizlik (Pakorom) köyünden Hasret Kuvel
talebelere hafızlık yaptırmaya başladı. Mekânın yeterli
gelmemesi üzerine kurs, şimdiki ÇAYKUR Çay Fabrikasının
olduğu yerde Tulun Mahallesinden Taşçıoğlu Hafız Yusuf’a ait
eve taşındıysa da kış şartlarında oranın müsait olmaması
üzerine tekrar caminin yanındaki binaya dönüldü.
Açılan Kur’an Kursuna resmiyet kazandırmak için “Rize-Karadere
Kur’an Öğrencilerini Koruma Derneği” adlı bir dernek kuruldu.
Kursda Hasret Kuvel hafızlık yaptırırken, Harun Reşit Tüylüoğlu
ve Hüseyin Balcı Hocalar da kısa süreli Arapça dersler okuttu.
Kalkandere’nin ilçe oluşu ve Ahbap Hoca’nın Müftülüğe tayin
edilmesinden sonra Müftülük makamı da buradaki bir oda oldu.
1960 İhtilali’nde bütün kurslar gibi Kalkandere Kur’an Kursu da
kısa süreliğine kapatıldı. Hasret Kuvel Hoca 13 Kasım 1961
tarihine kadar burada görev yaptıktan sonra Kayabaşı köyü
imamlığına tayin edilince kurs hocalığı kısa süreliğine Taşçılar
Mahallesinden Hafız Hasan İslâmoğlu tarafından yürütüldü.
Daha sonra bu göreve İslâm Kar Hoca tayin edildi.
1962 yılı sonunda çevrede, daha önce okumuş talebelerin Silyan
Kur’an Kursuna toplanmasına ve Hasan Arıkan Hocaefendi
tarafından bunlara tekâmül dersleri okutulmasına karar verildi.
Bu sırada Ahbap Hoca da altı-yedi kişilik bir gruba Müftülük
odasında tekâmül dersleri okutmaya başladı. Burada ders
okuttuğu kişiler arasında Davut Ömeroğlu, Dursun Ali Yılmaz ve
Hüseyin Kuletaş gibi kişiler vardı. Ahbap Hoca bazen cuma
akşamından Silyan köyündeki Kur’an kursuna gider, hafta sonları
oradaki talebelerin derslerine de girerdi.
Ahbap Hoca’nın Kalkandereliler arasındaki adı “Ahbap Dayı” idi
ve yüksek maneviyat sahibi olduğu herkes tarafından kabul
edilmişti. O yıllarda ilçe merkezinde tek cami vardı. Cuma günleri
kürsüye çıkar, tesirli vaazlarıyla dinî meseleleri nakış nakış
işlerdi. Alçak gönüllülüğü, mütevazılığı, sokaklarda gördüğü
büyük, küçük herkese tebessümle selam vermesiyle ahalinin
gönlünü fethetmişti. Sokağa çıkınca sağlı sollu bütün
dükkânlardan esnaf ve halk ayağa kalkar, Müftü Efendi’ye saygı
gösterir, Müftü Efendi’nin sağ eli de bunlara mukabele etmek için
hep göğsü üzerinde bulunur, selamlarını alarak yürürdü.
O dönemde başta memurlar olmak üzere birçok kişi şapka giyer,
camiye de şapkayla gelirdi. Ahbap Hoca kürsüde vaaz ederken
şapkayla içeri girenlere “Şapkanızı ayakkabının yanına koyun,
ayakkabıları beklesin.” diyerek latife yapardı.
Kalkandereliler Müftü Efendi’ye ailece oturabileceği bir ev
yapmak istiyordu. Bu maksatla Yamakoğlu Enes’ten bir arsa
satın alındı. Ahbap Hoca, evin mutad olandan büyük olmasını
talep etmişti. Hatta hazırlanan projedeki ev küçük olduğundan
büyütülmesini istemişti. Çünkü onun niyeti başkaydı. Sırdaşı olan
birkaç kişiye, burası ev değil ileride başka maksatla kullanılacak
demişti. Bu arsa üzerine tek katlı bir bina yapıldı. Ahbap Hoca da
oturmakta olduğu Ali Osman Eyüpoğlu’nun evinden buraya
taşındı.
Ahbap Hoca Kalkandere’de halkın gönlüne âdeta taht kurmuştu.
1964 yılına kadar Kalkandere’de müftülük yaptı. Tayini
Eskişehir’in Sivrihisar ilçesine çıkınca kendisine çift kabin bir
kamyonet kiralandı. Eşyası bu kamyonete yüklenirken Müftü
Efendi’yi yolcu etmek için o güne kadar Kalkandere’de nadir
görülen bir kalabalık toplanmıştı. Çok sevdikleri müftülerini el
sallayarak yolcu ettikten sonra bazı sevenleri Dursunali
Adıgüzel’in camcı dükkânına toplanmış, ağlamaklı bir edayla
birbirlerine bakakalmışlardı.
Merkez Camii’nin yanında bulunan Kur’an Kursu, iki katlı binanın
üst katında faaliyette bulunan oldukça mütevazı bir yapıydı.
Otuzdan fazla talebesi vardı. Bunlardan bazıları yatılı, bazıları
gündüzcüydü. Yatakhane ve dershane aynı odaydı. Bir de küçük
mutfağı bulunuyordu. Talebe sayısının artması yeni bir mekânı
zaruri hâle getirmişti. 1 Nisan 1968 tarihinde dernek yönetim
kurulu yaptığı toplantıda Ahbap Hoca’ya ev olarak yapılmış yerin
Kur’an Kursu olarak kullanılması görüşülüp kararlaştırıldı. Bunun
için kendisine müracaat edildi ve dernek tarafından tapusu alınıp
üzerine üç kat daha çıkıldı. Bu sırada hafızların dersleri de
devam ediyordu. Nihayet hafızların icazet zamanı gelmiş,
binanın tadilatı da tamamlanmıştı. İcazet ve kurs açılışına dört
sene önce Kalkandere’den ayrılmış Ahbap Hoca da davet edildi.
Kalkandere’ye gelen Ahbap Hoca kursun görevlisi İslâm Hoca’ya
“Hafız, kaç tane hafızımız var?” diye sormuştu. O da “Efendim,
on yedi hafızımız var.” diye cevap verince “17 Kasım, on yedi
hafız.” demişti. Nihayet yapılan icazet merasimi ile yeni kurs
binasının açılışı da yapılmış oldu.
Bu açılış o güne kadar Kalkandere’nin görmediği bir kalabalığın
toplanmasına sebep olmuştu. Merasim için Of, İkizdere,
Çayeli’nin Haytef, Şairler, Musadağı ve Salarha bölgesindeki
Kur’an kurslarından kamyon ve otobüslerle akın akın gelenler
olmuştu. Merasim ve açılışta Ahbap Hoca ve Hüseyin Kaplan
Hocalar da birer konuşma yapmıştı.
Ahbap Hoca’nın Kalkandere’deki görevi sırasında küçük bir kız
çocuğu vefat etmiş ve Kızıltoprak Camii yanına defnedilmiştir.
Ahbap Hoca ile birlikte Süleyman Efendi hazretlerinden ders
okuyan Çatalca Müftüsü Lütfü Davran’ın naklettiği bir hatırası
şöyledir:
“Üstadımızın huzurunda bazı arkadaşlarımızla birlikte ben ve
Ahbap (Mehmet Aksoy) oturuyorduk. Efendi hazretleri
huzurundakilere keramet nev’inden tebşiratta (müjdede)
bulunuyordu. Sıra bana gelince “Lüftü Hoca sen Avrupa müftüsü
olacaksın.” dedi. Konuşmanın sonunda Mehmet Aksoy’a hitaben
“Ahbap sen de Mekke’ye kumandan olacaksın.” diye buyurdu. Bu
konuşmanın üzerinden aylar ve yıllar geçti. Ben Avrupa
yakasında bulunan Çatalca’ya müftü tayin edildim.”
Ahbap, hac vazifesini ifa için Mekke-yi Mükerreme’ye gitmişti.
Arafat’taki vakfeden sonra Müzdelife’de geceleyip Mina’ya
gelmişlerdi. Oradaki şeytan taşlama vazifesini ifa ettikten sonra
Mekke’deki ziyaret tavafını yapmak üzere gidecekleri sırada
arkadaşlarına “Duyduk duymadık demeyin, ben Mekke’ye
kumandan oldum.” demişti. Oda arkadaşları bu konuşmadaki
sırrı bilemedikleri için şakadan konuştuğunu zannederek bu
sözlerdeki maksadını kendisine sorarlar. O, sır saklamaktaki
hassasiyetini koruyarak arkadaşlarının sorularına net bir cevap
vermez ve üstü kapalı bir ifadeyle geçiştirir.
Kâbe-yi Muazzama’ya gelip farz olan tavaf-ı ifazâyı yaparlar.
Safa ile Merve arasındaki sa’yi yaparken yığılıp yere düşen
Ahbap Hoca, arkadaşlarının kolunda rahmet-i Rahman’a
kavuşur. [6 Kasım 1978 Pazartesi günü gece saat 03:00-04:00
sularında] Cenazesini yıkanma ve kefenlenme işi
tamamlandıktan sonra Mekke-i Mükerreme’nin Cennetü’l-Muallâ
Kabristanına defnolunan Mehmet Aksoy, Efendi hazretlerinin
izhar buyurduğu keramete uygun bir şekilde hayata veda etmiş
ve müjdelenen rütbeye nail olmuştur.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.